Ana içeriğe atla

Kiraya Mı Çıkalım Ev Mi Alalım


KİRALAMA VE SATIN ALMA MALİYETLERİ
Barınma hizmeti satın alacak hanehalklarının vermesi gereken en önemli karar bu ihtiyaçlarını bir konut satın alarak mı yoksa kiralayarak mı giderecekleridir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye’deki hanehalklarının yaklaşık  %74’ü ikamet ettikleri evin sahibidir. Kalan %26’lık kesim ise kiracıdır. Bu rakamlara lojmanlarda ikamet eden ve bu iki alternatiften daha farklı bir yolla barınma ihtiyacını gideren hanehalkları dâhil değildir. Peki hanehalklarının satın alma veya kiralama tercihlerini etkileyen faktörler nelerdir?  Konut talebini etkileyen önemli bir faktör kiralık konutların maliyetidir. Kiralamak konutu satın almanın ikamesidir. Hanehalkları konut ihtiyacını satın alarak veya kiralayarak giderme alternatifleri arasında karar vermek durumundadırlar. Bu kararı verirken kiralık konutların maliyeti önemli bir rol oynar. Konut fiyatları sabit kalmak koşuluyla kiralık konutların maliyeti arttıkça konut talebi de artacaktır.  Yüksek fiyatlar satın alınabilirliği azaltmaktadır. Bu da hanehalklarının tercihlerini kiralamadan yana kullanmalarına yol açmaktadır. Konut fiyatlarının yüksek olmasının yanında kredi imkânlarının az olması veya kredi maliyetlerinin yüksek olması konut sahipliğini olumsuz etkileyen faktörlerdendir. Fiyatı ne olursa olsun, konutlar genellikle kredi yoluyla satın alınmaktadır. Bunun en önemli sebebi konut fiyatlarının diğer mal ve hizmetlere göre çok yüksek olmasıdır. Bu nedenle kredi imkânlarının az olması hanehalklarının konut satın almalarını zorlaştıran bir faktördür. Bir konutu satın almak için konutun fiyatının belli bir miktarının peşin ödenmesi gerekir. Kalan kısım ise kredi alma, yani borçlanma yoluyla ödenir. Konut kredisi alabilmek için kredi geri ödemelerini düzenli bir şekilde yapabilecek gelir seviyesine sahip olmak önemlidir. Gerek ön ödeme, gerekse kredi taksitlerini ödeyebilecek gelire sahip olunamaması satın alma kararını etkileyen önemli faktörlerdir. Hanehalklarının yukarıda değinilen finansal zorlukları aşmaları halinde yine de konutu kiralamak yerine satın almayı tercih edecekleri çok açık değildir. Satın alma veya kiralama tercihlerinde başka faktörler de rol oynamaktadır. Satın alma tercihini etkileyecek önemli bir diğer faktör de hanehalkının mobilitesi, yani hareketliliğidir. Sık sık yer değiştirmek zorunda olan hanehalkları için kiralama satın almadan daha az maliyet içerebilir. Konutun satın alınmasında katlanılması gereken işlem maliyetleri kiralamaya göre çok daha fazladır. Komisyoncuya ve kredi alınırken bankaya ödenen komisyonlar ile gerek satın alınma sırasında, gerekse satın alındıktan sonra ödenen çeşitli vergiler bunlar arasında sayılabilir. Bunlara ek olarak, birçok hanehalkı yer değiştirirken konutlarını satmak zorunda kalmaktadır. Mevcut konutları için bir alıcı bulmak ve yeni yerleşecekleri yerde istedikleri niteliklere sahip satılık bir konut bulmak hem para hem zaman olarak önemli maliyetler içermektedir. Mobil hanehalkları her yer değiştirildiğinde bu maliyetlere katlanmak istemeyeceklerdir. Bu nedenle sık sık yer değiştiren hanehalkları ikamet ettikleri konutu satın almak yerine kiralamayı seçeceklerdir. Konut sahipliğinin maliyetlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
• Kredi ve faiz ödemeleri
• Alım-satım işlem maliyetleri
• Konut vergisi • Konut sigortası
• Ev araç ve giderleri 
• Tamir ve bakım maliyetleri
• Elektrik, gaz, su vb. giderler
• Diğer konut hizmetleri (aidatlar vb.) Kiracılar için işlem maliyetleri ise çok daha azdır.
Genellikle bir veya iki aylık kiranın depozito olarak peşin ödenmesi, emlak komisyoncusuna ödenecek komisyon ve kiralık konut aranmasından ibarettir. Kiralık konut bulma süreci satın alınacak konut bulma sürecinden daha kolay olacaktır. Ayrıca kiracılar kira sözleşmesinin sonunda herhangi bir ek maliyete katlanmak zorunda kalmazlar. Mobil hanehalklarının özelliklerine baktığımızda, bunların genellikle kariyerlerinin ilk safhalarında olanlar, bekâr yaşayanlar, öğrenciler ve meslekleri gereği sık yer değiştirmek zorunda olan hanehalkları olduklarını gözlemleriz. Genç evli ve bekârlar kariyerlerinin ilk dönemlerinde oldukları için sık sık iş değiştirirler. Bu nedenle sık sık yer değiştirmek zorunda kalırlar. İnsanların hayatlarındaki bütün bu değişiklikler hanehalklarının hareketliliğini azaltır. Evli insanların bir yerden başka bir yere taşınma kararını vermeleri bekârlara göre daha zordur. Çiftlerin her ikisi de emek piyasasına katılıyorlarsa bu daha da zor hale gelecektir. Çocuk sahibi olmak taşınma kararlarını daha da zorlaştırmaktadır.
 Gerçekten de istatistikler konut sahibi olan hanehalklarının sayısının ileri yaş gruplarında daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun nedenleri arasında yukarıda saydığımız, hareketliliği azaltan faktörler olduğu gibi gelir ve servet faktörü de önemli rol oynamaktadır. Yaş ilerledikçe elde edilen gelir ve biriktirilen servet artmaktadır. Bu da konut satın almayı kolaylaştırmaktadır.

Kaynak: Anadolu Üniversite Yayınları Gayrimenkul Ekonomisi 

Yorumlar

Latest Posts

Merkezi İş Alanı Ne Demek? Mia'nın Açılımı Nedir? Mia Özellikleri Neler?

Mia'nın Açılımı Büyük kentlerde, kent merkezlerinde ticaret yoğunluğunun olduğu bölgelere,  Merkezi İş Alanı kısaca Mia denilmektedir. Bu bölgelerde genellikle plazalar, ofisler, rezidanslar gibi yapılar yer alır. Kent merkezinde yer alan Merkezi İş Alanları, ulaşım açısından da kolay ve merkezi bir konumdadır. Merkezi İş Alanı (MİA) , sosyokültürel ve ticari amaçlı yapılar için ayrılmış bölgedir. Bu alanın tanımı, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'ne göre düzenlenmiştir. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nde Merkezi İş Alanı şöyle tanımlanmıştır : "İmar planlarında yönetim, sosyokültürel ve ticari amaçlı yapılar için ayrılmış bölgedir. Bu bölgede büro, iş hanı, gazino, lokanta, çarşı, çok katlı mağaza, banka, otel, sinema, tiyatro gibi sosyal kültürel tesisler, yönetimle ilgili tesisler, özel eğitim ve özel sağlık tesisleri ve benzeri yapılar yapılabilir." Merkezi İş Alanlarında genel olarak yapılaşma fazladır. Bu alan aynı zamanda kentteki en yükse...

Osmanli'dan Turkiye Cumhuriyeti'ne Emlakçılığın Tarihi Serüveni

 Bu yazım da emlakçılığın Türkiye'de ki serüvenine değineceğim. Osmanlı İmparatorluğundan cumhuriyet Türkiye'sinde ki emlak ve emlakçılığın gelişimini değişimini nasıl yapıldığı hakkında bir yazı olacak. Keyifli okumalar. 🏛️ Osmanlı’da Emlak Tellallığı ve Modern Emlakçılığa Geçiş Emlakçılık mesleği bugün modern ofislerde, bilgisayar ekranlarında yürütülüyor olsa da kökeni yüzyıllar öncesine, Osmanlı dönemine kadar uzanır. Osmanlı’da gayrimenkul alım satımı, yalnızca bireyler arasındaki bir ticari ilişki değil, aynı zamanda şehir yaşamının ve devlet düzeninin önemli bir parçasıydı. Bu dönemde “emlak tellalı” olarak bilinen kişiler, bugünkü emlak danışmanlarının doğrudan ataları sayılır. 🕋 Osmanlı’da Mülkiyet Anlayışı ve Gayrimenkul Piyasası Osmanlı’da toprak sistemi “miri toprak” esasına dayanıyordu. Yani tarım arazilerinin büyük kısmı devlete (mire) aitti; köylüler bu toprakları kiralar gibi “tasarruf” eder, ancak satamazdı. Buna karşılık şehir içi taşınmazlar —evler, ...

Arsa Ve Arazi Değerlemesi

Arsa değerlemesi sadece arsanın yüzölçümüne göre yapılmaz. Arsanın üzerine kaç kat bina yapılabileceği, konut, ticaret veya sanayi alanı olup olmadığı, yeşil alana rastlayıp rastlamadığı da önemlidir. Yola cephesi geniş olan arsalar, ana yollara, ticaret merkezlerine, sosyal tesislere, yeşil alanlara yakın arsalar, köşe parseller, çok lüks inşaatların yapıldığı bölgede bulunan arsalar daha değerli kabul edilir. Arsanın bulunduğu bölgedeki sosyal ve ekonomik yaşamın durumu, o bölgede yapılmış ve yapılmakta olan inşaatların kalitesi arsanın değerini etkiler. Genel olarak arsaların değerlemesinde aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulur:  İşyerlerine ve meskûn yerlere uzaklık-yakınlık ve ulaştırma durumu,  Bulunduğu meydan, sahil, cadde ve sokak itibariyle mevkii,  Su, elektrik, havagazı ve kanalizasyon gibi belediye hizmetlerinin gelmiş olup olmadığı,  Hangi tür bina inşaatına uygun olduğu,  İmar planındaki durumu,  Bina ve inşaat sahası büyükl...